1.GİRİŞ
Fosil yakıtlar (petrol, doğal gaz, kömür)sadece enerji hammaddesi değil; aynı zamanda bir çok sanayinin (eczacılık, kozmetik, demir-çelik, alüminyum, vs. gibi)ana girdilerinin üretildiği ham maddelerdir. Yine,70’li yılların ortalarında rüzgar ve dalga enerjisi, biomas ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması için yapılan bütün çalışmalara rağmen, özellikle kömür dünyanın bir numaralı yakıtı olarak giderek azalan ve pahalılaşan petrolün yerini alabilecek en kuvvetli aday olma özelliğini her zaman korumuştur. Kaynaklarının çok çeşitli ve büyük olmasının yanı sıra diğer yakıtlara kıyasla daha ucuz olması nedeniyle kömür uzun vadede önemli avantajlara sahiptir.
Bugünkü tüketim seviyeleri ile dünya petrol rezervlerinin 40yıl,doğalgaz rezervlerinin 60yıl,linyit rezervlerinin ise 156yılda tükeneceği tahmin edilmektedir. Bu karşılaştırma, sadece günümüz teknolojileri kullanılarak ekonomik olarak işletilebilecek linyit rezervlerini kapsamaktadır. Öyle ki, düşük kaliteli ve daha derinde bulunan linyitlerin ekonomik olarak değerlendirilmesine olanak sağlayacak gelişmeler dikkate alınmamıştır. Son yıllarda ekonomide meydana gelen durgunluk ile enerji tasarrufu ve sanayideki yapısal değişiklikler sonucunda enerji talebinde eğilimlerinde de değişiklikler olmuştur. Kömür sanayiindeki gelişme sadece son iki yıldır durgunluğa göre değil de daha uzun bir perspektif içinde ele alınacak olursa, geleceğe daha da iyimser gözlerle bakmaya devam edebilir.
1. KÖMÜR NEDİR?
Havanın serbest oksijeni ile doğrudan doğruya yanabilen,%55ile %90-95 oranında karbon ihtiva eden organik kökenli kayaçlardır. Bir parça kömürün yakılmasıyla oluşan ısı enerjisinin ana kaynağı, gerçekte güneştir. Çünkü kömür, bitkilerin çürüyüp taşıllaşmış kalıntısından başka bir şey değildir. Bitkiler ise, milyonlarca yıl önce güneşin yardımıyla büyümüşlerdir.
2.KÖMÜRÜN OLUŞUMU
Jeolojik zamanlarda oluşmuş turba bataklıklarının çoğu, denize yakın yerlerde, özelliklede ırmak ağızlarında bulunur. Deniz, zamanla, turbanın üzerine kum, çakıl ve kil yığar. Turba bu maddelerin ağırlığı altında çöker ve sıkışır. En alttaki, ilk turba katmanının üzerinde başka turba ve kum tabakaları oluşur.Sonunda kum,kil ve çakıl kayaya dönüşür.Bu kadar ağırlığın altında sıkışan turba ise sertleşip kömürleşir.
3. KÖMÜRÜN GENEL ÖZELLİKLERİ
3.1. Kömürün Fiziksel Özellikleri
Gözeneklilik: Gözeneklilik teriminden, gözeneklerin işgal ettiği hacim yüzdesi anlaşılır. Kömürün gözenekliliğinin fazla olması halinde depolandığında, atmosferik oksijenle temas yüzeyi artacağından oksitlenmelere yol açabilir. Bu nedenle gözeneklilik ekonomik önem taşır.
Kömürün diğer fiziksel özellikleri ise; gaz eme, plastiklik, özgül ağırlık, mikrosertlik ve refleksiyondur.
3.2. Kömürün Kimyasal Özellikleri
Hidrojenasyon, koklaşma, nem, uçucu madde, sabit karbon, kül, kükürt, hidrojen, oksijen, azot ve kalori değer miktarlarının tayini kimyasal özelliklerdir.
3.3. Kömürün Petrografik Özellikleri
Kömürleri oluşturan makroskopik ve mikroskobik yapı maddeleri şunlardır:
Maseroller: Kömürlerin elementer petrografik yapı maddeleridir. 10 çeşit maserol vardır. Bunlar; kollimit, pelinit, sparonit, rezinit, füzinit, alginit, mikrinit, sömifünizit, skleromittir.
Maserol Grupları: Petrografik özellikleri birbirine benzeyen maseroller maserol grupları olarak adlandırılır. Bunlar; vitrinit, ekzinit ve inertinittir.
Mikrolitotipler ve Litotipler: Kömürlerde mikroskopla saptanan maserollerin birleşmesinden oluşmuş, kalınlığı en az 50 mikron dolayında olan katmanlar mikrolitotip adını alırlar. Yedi tane mikrolitotip vardır. Vitrit, vitrinertit, klarit, dura-klarit, klaro-durit, durit, füzit. Mikroskobik olarak görünen mikrolitotiplerin bileşiminden oluşan katman ve kısımlar ise litotiptir.
Kömürde bulunan mineral maddeler ise; kil (illit, serisit), karbonatlar (siderit, dolomit) sülfürler (makrosit, pirit, galen), oksitler (limonit, hematit) ve kuvarstır.
4. KÖMÜR ÇEŞİTLERİ
Bitki örtüsünün türüne, kömürün yaşına, sıkışma miktarına ve yerkürenin hareketine göre kömürün karakteri de değişik olmaktadır. Kömürlerin fiziksel-kimyasal özellikleriyle ilgili bazı sayısal değerleri Tablo 1.’e1’de görmekteyiz.
KÖMÜR TÜRLERİ Karbon %si Uçucu madde %si Isıl(kalori)değeri
TAŞKÖMÜRÜ 80-90 10-40 7000-8500
ANTRASİT 90-95 8’den az 8500-9000
TURBA 55-65 60-90 1500-2000
LİNYİT 65-80 10-30 2000-7000
Tablo 1:Kömür çeşitleri ve kimyasal-fiziksel özelikleri
4.1. Taşkömürü
Antrasitler dışındaki maden kömürü türlerinin hepsine birden taşkömürü denir. En değerlisidir. Linyitten yüksek oranda karbon, az su ve oksijen, önemli oranda gaz içerir.
4.2. Antrasit
Taşkömürlerinin, zayıf bir başkalaşım süreci geçirerek, yani metamorfizmaya uğrayarak, nem ve uçucu maddelerini büyük ölçüde yitirmesi suretiyle oluşmuş kömürlerdir. Büyük çoğunluğuyla antrasit rezervleri, Birinci Jeolojik Zamanın Devoniyen ve Karbonifer devirlerinde oluşmuşlardır. Sert ve parlaktır. Saf karbon içeriği yüksektir.
4.3. Turba
Bitkisel kökenli depoların kömürleşmeye hazırlık aşamasındaki oluşuklardır. Tam anlamıyla kömür sayılmazlar.
Şekil 1:Bazı kömür çeşitleri ve kimyasal-fiziksel özellikleri
4.4. Linyit
Kömür çeşitleri içerisinde linyitin yeri: Odun ya da toprak görünümünde siyah ya da kahverengi,%65-75 oranında karbon kapsayan, turba ile taşkömürü arasında yer alan fosil kömürdür. Kömürleşme sürecinin ilk ürünlerinden olduğu için de, kalori değeri yüksek değildir.
Linyitin oluşum süreci taşkömürününkine benzer; linyit, bataklıklardaki bitki kalıntılarının bozuşması, sonra da yavaş yavaş alüvyon çökeltileriyle örtülmesi sonucu oluşur. Taşkömürü yataklarının büyük bir kısmı Birinci zamandan kalmadır; oysa linyit yatakları, genellikle, çok daha yenidir (İkinci ve Üçüncü zaman). Bitki kalıntılarını kömüre dönüştüren fiziko kimyasal olayların gerekli etkime süresi, taşkömürü için uzun, linyit için daha kısadır. Linyitin birçok çeşidi olmakla birlikte hepsinin ortak özelliği, bileşimlerinde yüksek oranda su (ortalama % 20 ile % 60’ın üstünde) ve uçucu maddeler (% 15’ten fazla, hatta % 60’ın üstünde) bulunmasıdır. Isı değerleri, kilogram başına 7.000 kaloriye ulaşmaz. Genellikle bir ton linyitin 0,3 ton taşkömürüyle eşdeğerli olduğu kabul edilir. Bu özellikleri, birçok linyit yatağının neden işletilmediğini ve hala bazı ülkelerde linyit rezervlerinin neden değerlendirilmediğini açıklar. Bununla birlikte, yatakların az derinde oluşu ve üzerindeki katmanların kolayca kaldırılabilmesi, linyit yataklarının açık havada işletilmesine imkan verir. Bu şartlar taşkömürüne oranla linyitin maliyetini düşürür ve iktisadi alanda linyit üretimini çekici hale getirir. Ayrıca termik santrallerde linyitten yararlanılması ucuza iletilebilen bir enerjinin üretilmesini sağlar. Uçucu madde bakımından zengin olması, linyitin kimyasal sanayinin başlıca hammaddesi haline gelmesini sağlamıştır. Nihayet yeni teknik buluşlar, linyitten taşkömürü yapmak ve dökme demir sanayiinde linyitten yararlanma imkanını yarattı.
4.4.1. Linyitlerin Renklerine Göre Sınıflandırılması
Sarımtırak Linyitler
Bu linyitlerde odun nesci seçilebilecek kadar bariz olup ateşte odu gibi çıtırdayarak yanarlar. Yeşile kaçar sarı renktedirler. Özgül ağırlıkları 600 kg/m3, ısıl değerleri ise 2.500 Kcal/kg civarındadır. Bileşimlerinde ise % 60 karbon, % 5 hidrojen, % 30-40 oksijen ve azot bulunur.
Esmer Linyitler
Bu linyitlerde odun nesci sarımtırak linyitler kadar bariz değildir, esmer görünüşlü, oldukça keşif olup kolayca toz haline gelebilirler. Hafifçe yağlı olurlar, kükürt ihtiva etmezler fakat rutubetli olurlar. Umumiyetle oldukları gibi mahrukat olarak kullanılırlar, oldukça fena yanar ve az ısı çıkarırlar, ısıl değerleri 3.000 ile 5.000 Kcal/kg civarındadır. Alçak sıcaklıkta karbonizasyon ile % 6 ile 7 katran verirler ve ısıtıldıktan sonra kolayca briket haline gelirler.
Siyah Linyitler
Bu linyitler daima kükürt ihtiva ederler; özgül ağırlıkları 750 kg/m3 olup ısıl değerleri 5.000 ile 6.000 Kcal/kg civarındadır. Bileşimleri ise genellikle şöyledir:
Karbon % 70
Hidrojen % 5-6
Oksijen ve Azot % 22-25
Kükürt % 3
Toprak Linyitleri
Bu linyitler koyu esmer mat renkli olur, ekseriyetle pek fazla “pirit” ihtiva ederler.
5. TÜRKİYE’DE LİNYİT KÖMÜRÜNÜN TARİHÇESİ
Linyit kömürünün ülkemizde ilk bulunuşuna ilişkin bilgi bulunmamaktadır. Linyitin memleketimizde büyük miktarda kullanılması ilk defa 1914-1918’de Büyük Harp sırasında düşünülmüş ve başta Soma linyitleri olmak üzere, Anadolu’nun birçok bölgelerinde linyit işletmeleri kurulmuştur.
Kısa bir duraklamadan sonra, Soma işletmesi yeniden faaliyete geçmiş ve bunu 1927 senesinde, Çeltik Havzasındaki üretim faaliyeti takip etmiştir. Bunlardan bir iki sene ara ile Tavşanlı, Değirmisaz, Yerköy ve Gerenez linyit ocakları, özel teşebbüslerle, verimli sayılabilecek çalışmalara başlamışlardır.
Maden zenginliklerimizin bilimsel esaslara dayanılarak inceleme ilk defa, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından yapılmış ve linyit yatakları işletme değerlerine göre bir sınıflamaya tutularak, durum ilgili bakanlığa 1939 yılında sunulmuştur.
Çeşitli arama ruhsatnameleri ve çeşitli özel teşebbüs işletmeleri tarafından, ilkel ve gayri fenni bir şekilde çalışmakta olan Değirmisaz, Tunçbilek ve Soma işletmelerinden, evvela 16 Şubat 1938 tarihinde Değirmisaz Linyit İşletmesi, Etibank Genel Müdürlüğü tarafından, devlete bağlı olarak, hakiki işletmecilik esasları ile kurulmuş; buna 18 Mayıs 1938 senesinde Tunçbilek linyit İşletmesi katılmış, 23 Eylül 1939 tarihinde de Soma Linyit İşletmesinin imtiyazı devir alınmak suretiyle bu camiaya dahil olmuştur. 1 Ocak 1940 tarihinde, üç işletme birleştirilerek, Etibank Mahdut Mes’uliyetli Garp Linyitleri İşletmesi Müessesine devredilmiştir.
Garp Linyitleri Müessesesi, 31.08.1957 tarihinden itibaren, 01.09.1957 gün ve 6974 sayılı kanun ile yeni teşekkül eden Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna geçmiştir.
Yukarıda ismi geçen üç işletmeye ilaveten, Seyitömer Havzası da 01.06.1960’da, müessesenin bir mıntıkası olarak işletmeye açılmış ve 22.08.1960 tarihinden itibaren linyit istihsaline başlanmıştır
6. LİNYİTLERİMİZİN TEKNOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu bölümde, linyit yataklarımızın ısıl değer, nem içeriği, kül miktarı ve kükürt içeriği gibi teknolojik özelliklerin dağılımları,bunların birbirleri arasında saptanan istatistiksel bağıntılar konu edilecektir.
6.1. Isıl Değeri
Ülkemiz kömürlerinin ısıl değeri 1.100-5.500 Kcal/kg arasında değişmektedir. Bunların ısıl değerine göre % dağılımları tabloda verilmiştir. Genel bir değerlendirme yapıldığında;
Isıl Değeri Aralığı (Kcal/kg) Toplam Rezervde % Payı
2000’den az 9.79
2.000 25
3.000 64.7
5.000 0.51
Tablo 2: Linyitlerimizin ısıl değerine göre dağılımı
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
6.2. Nem Durumu
Türkiye linyit kömürlerinin nem oranları genel olarak diğer ülkelerinkinden yüksektir. Bu değer, diğer ülkelerin kömürlerinde % 15 ve daha düşük olduğundan bu linyitler ülkemizdekilerden daha değerli kabul edilmektedir. Linyit kömürlerimizin nem içeriklerine göre % dağılımları tabloda verilmiştir.
Nem İçeriği (%) Toplam Rezervdeki % Payı
0-10 1,8
10-15 5,3
15-20 2,1
20-30 20,8
30-40 12
40-50 8
50 ve yukarısı 50
Tablo 3: Linyitlerimizin Nem İçeriklerine Göre Dağılımı.
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
NOT: Nem içeriğinin artmasıyla ısıl değer azalmaktadır. Örneğin nem içeriğinin %20’den %30’a çıkması durumunda ısıl değerde yaklaşık 800 kcal/kg’lık bir düşme kaydedilir.
6.3. Kül Durumu
Türkiye linyitlerinin kül içeriği yönünden genel bir değerlendirilmesi tabloda verilmiştir.
Kül İçeriği (%) Toplam Rezervdeki % Payı
0-10 5
10-20 65
20-30 2
30-40 5
Tablo 4: Linyitlerimizin Kül İçeriklerine Göre Dağılımı.
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
Tabloda görüldüğü gibi linyitlerimiz oldukça yüksek oranda kül içermektedir. Ancak bu miktarlar kömür hazırlama ve yıkama (lave) işlemleriyle düşürülebilmektedir.
6.4. Kükürt Durumu
Ülkemiz linyitlerinde hava kirliliğine neden olan maddelerin başında gelen kükürt içeriklerine göre (organik+inorganik) dağılımı görülmektedir.
Kükürt İçeriği (%) Toplam Rezervdeki % Payı
0-1 1,2
1-2 46,5
2-3 13,5
3-4 2,3
4 ve daha yukarısı 36,5
Tablo 5: Linyitlerimizin Kükürt İçeriklerine Göre Dağılımı.
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
Görüldüğü gibi tüm rezervin 1/3’ünden fazlası % 4 ve daha yukarısı (% 8’e kadar) oranda kükürt içermektedir. Bu durum linyitlerimizin kalitesini daha da düşürmektedir.
Linyitleri sert ve yumuşak olarak iki gruba ayırabiliriz.
Sert linyitler; sert linyitlerin rutubet içeriği genellikle % 20’nin altındadır. Sert linyit türündeki rezervlerimizi yıkayarak kül oranını düşürmek ve böylelikle ısıl değerini yükseltmek mümkündür. Tunçbilek, Soma, Çan linyitleri bu gruba girer.
Yumuşak linyitler; rutubet içeriği % 40’ın üzerinde olan linyitlerdir…
Linyitlerimizin stoklama esnasında yanma özelliği göstermelerinden dolayı yaz aylarında fazla üretim yapılmayıp, sonbahar ve kış aylarında yoğun bir üretim yapılmaktadır.
7. TÜRKİYE LİNYİTLERİNİN JEOLOJİK YAŞ BAKIMINDAN SINIFLANDIRILMASI
7.1. Üst Kretase ve Eosen’e Ait Linyitler
Büyük Alp ihtivaları bitmeden önce oluşmuş bulunan bu tabakaların çoğu şiddetle katlanmıştır. Kretase tabakaları önemli yataklar taşımamaktadırlar.
Anadolu’da birçok Eosen linyit yatakları bulunmaktadır. Örneğin; Malatya civarında, Kırşehir arasında, Kalecik civarında, Çankırı’nın kuzeydoğusunda bu yataklara rastlanılmaktadır. İşletmeye elverişli yataklar yalnız katlanmanın daha şiddetli olduğu yerlerde muhafaza edilmiş olup silsileler arasındaki havzalarda sıkışmışlardır (Çiçekdağ, Yerköy ve Çeltek linyit havzaları gibi).
7.2. Oligosen-Miosen Linyitleri
Bu tabakalar Eosen’e nazaran çok az katlanmış olup en önemli havzaları ihtiva etmektedirler. Oligosen’e ait bahrısomatre tabakaları (Trakya’daki Ağaçlı yatakları), Miosen’e ait tatlı su rüsupları (Batı Anadolu’daki Soma, Kütahya, Seyitömer, Değirmisaz, Tavşanlı ve Büyük Menderes vadisindeki Aydın, Gerenez ve Söke yatakları) ve Oligosen’e ait jipsli arazi (ekseriya tatlı su ara tabakalı taşıyan tuzlu ve jipsli rüsuplar) prodüktif kömür tabakaları teşekkülüne ve muhafazasına çok elverişli görülmektedir.
7.3. Üst Neojen Linyitleri
Kalkerler, marnlar ve tüfler gibi tatlı su rüsuplarından oluşmuş olup linyit oluşumuna az elverişli görülmektedir. Hakikaten bu tabakalarda tesadüf edilen yatakların çoğunun rezervi ve kömürün kalitesi düşüktür (Ankara civarında Kayı-Bucuk, Afyon ve Erzurum civarındaki bazı yataklar).
8. TÜRKİYE’DE LİNYİT YATAKLARI, REZERVLERİ VE ÜRETİMİ
Rezervleri zengin ülkeler kadar önemli olmasa bile yurdumuzun rezervleri en zengin birincil enerji kaynağı linyit kömürleridir. Türkiye’de yaklaşık 8.3 milyar ton linyit rezervi bulunmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında (Eski SSCB hariç) beşinci sıradadır.
1998 yılında 62.940.647 ton kamu kesimi tarafından 3.527.955 ton özeli kesim olmak üzere 66.498.603 ton üretim yapılmıştır. Bunun önemli bir bölümü elektrik üretiminde kullanılmıştır.
Ülkemizde, düşük değerli, yani nem ve kül içeriği yüksek ısıl değeri düşük linyitlerden, yüksek değerli linyitlere kadar çok çeşitli linyit kömürü bulunmaktadır. Ortalama nem içeriği % 41,8 dolaylarındadır.
COĞRAFİ BÖLGE REZERV (BİN TON) %’Sİ
DOĞU ANADOLU BÖL. 3.579 957 42.7
EGE BÖLGESİ 2.013 651 24.1
İÇ ANADOLU BÖL. 1.324 864 15.8
MARMARA BÖLGESİ 824 830 9.9
AKDENİZ BÖLGESİ 362 606 4.3
KARADENİZ BÖLGESİ 215 370 2.6
G.DOĞU ANADOLU BÖL. 53 094 0.6
TÜRKİYE TOPLAMI 8.374 372 100
Tablo 6: Türkiye linyit rezervlerinin coğrafi bölgelere dağılışı
Türkiye linyit rezervlerinin coğrafi dağılışına gelince: Türkiye’nin her coğrafi bölgesinde linyit rezervlerine rastlanır. Bunun esas nedeni ise linyit oluşumuna yer veren tersiyer devri arazilerinin her bölgede mevcut oluşudur.
8.1. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ)
Türkiye’de devlet eli ile yönetilen ilk madencilik kurumu olan Etibank’a 14.06.1935 gün ve 2.805 sayılı yasa ile taşkömürü, linyit ve turba gibi madenleri arama ve işletme hakkı verilmiştir. Zamanla değişen koşullar ve kömür ile ilgili işleri tek elde toplamak amacıyla 01.09.1957 gün ve 6.974 sayılı yasa ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) kurularak kömür madenleri arama ve işletme hakkı bu kuruma devredilmiştir. Kurum bir iktisadi devlet teşekkülü olup 08.06.1984 tarih ve 233 sayılı kanun hükmündeki kararname ile yasal görev ve statüsü yeniden belirlenmiştir. Kuruluş devresinin ilk yıllarında Sanayi Bakanlığına bağlı çalışan TKİ, daha sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde yer almıştır.
TKİ kurumuna bağlı, tüm yurda dağılmış 11 müessese ve 1 işletme müdürlüğünde üretim yapılmaktadır.
Üretilen kömür çeşitli sektörlerde tüketilmektedir. Termik santraller, sanayi, konut ve ticari amaçlı ısıtma vb. Hızla atmakta olan termik santrallerin kömür ihtiyacının tümü TKİ kurumu tarafından karşılanmaktadır.
8.1.1. Garp Linyit İşletmesi (GLİ)
Türkiye’de devlet eliyle ilk üretimin yapıldığı bu işletme, Ocak 1940 tarihinde Etibank’a bağlı bir kuruluş olarak faaliyete geçmiş ve 15 Ağustos 1957 tarihinde Türkiye Kömür İşletmelerinin kurulmasıyla bu kurumun bünyesinde yer almıştır.
Miosen yaşlı Tunçbilek havzasında, iki seviyede kömür damarı vardır. Alt damar bitümlü şistlerle killer arasında yer alır. Kalınlığı çok az olup, ekonomik değeri yoktur. İşletilen damarın ortalama kalınlığı 6-11 metre arasında olup, kömür genellikle orta sertlikte, siyah parlak renktedir. Tavan ve taban kısmındaki kömürler daha temizdir.
Bölgedeki rezervin yapılan sondajlarla 311 milyon ton olduğu saptanmıştır. Üretim Tunçbilek bölgesinde yeraltı ve açık işletme yöntemiyle yapılmaktadır.
1989 yılında gerçekleşen 6.122.000 ton üretimin yaklaşık % 72’si dragline-eksvator-kamyon sistemi kullanılarak açık işletmeden, % 28’i yarı mekanize çalışan yeraltı işletmesinden sağlanmıştır.
İşletmede toplam 700 ton/saat kapasiteye sahip, 350 ton/saat kapasiteli iki gruptan oluşan lavvar tesisi bulunmaktadır. Tunçbilek’te toplam kurulu gücü 429 MW olan 5 adet termik santral ünitesi mevcut olup bunlardan 1-2-3 numaralı üniteler ekonomik ömürleri dolduğu gerekçesiyle 1990 yılı başından itibaren devre dışı bırakılmıştır.
8.1.2. Güney Ege Linyit İşletmesi (GELİ)
1984 yılında kurulan bu müessese kapsamında Milas-Sekköy-Eskihisar, Yatağan, Tınaz-Bağyaka, Bayır, Turgut, Hüsamlar ve Karcahisar bölgeleri bulunmaktadır. İşletme, Muğla-Aydın ve çevresindeki alanları kapsamakta olup, 1990 yılı itibariyle 429 milyon ton (görünür+muhtemel+hazır) rezerve sahiptir. Sadece Söke’de yeraltı işletmesi yöntemi uygulanmaktadır.
Tüm bölgede ortalama damar kalınlığı 7-12 m civarında ve 35-42o eğimli olup, mat kahverengidir. Söke bölümündeki kömür miosen yaşlı olup parlak siyah görünümündedir. Bütün bölge kömürlerinin kendiliğinden yanma orunu olup dış etkenlere karşı direnci çok azdır. Yabancı madde olarak pirit ve santimetre boyutundaki kil mineralleri içermektedir. Açık bırakıldığında tozlaşma oluşur. Yatağan ve Yeniköy-Muğla’da iki termik santral bulunmaktadır. Toplam üretimin % 94’ü termik santrallere verilmektedir. Söke ocağında biriken toz kömür bölgedeki tuğla fabrikalarına ve sanayi kuruluşlarına verilmektedir.
8.1.3. Ege Linyitleri İşletmesi (ELİ)
Garp linyitleri işletmesinin Soma bölgesi, çevresindeki özel işletmelerin 1978’de TKİ’ye devredilmesiyle, tüzel bir kişilik kazanmış ve Ege’nin tüm linyitleri Ege ve Güney Ege olmak üzere iki kurum halinde organize edilmiştir. Ege linyit işletme bünyesinde Soma, Eynez ve Deniş olmak üzere üç bölge bulunmaktadır.
Yaklaşık 19.000 bin hektarlık sahada çalışan işletmenin toplam 508 milyon ton rezervi bulunmaktadır. Soma-Eynez linyiti en kolay yıkanabilen kükürt içeriği düşük ve yüksek rezerve sahip bir kömürdür. Ancak, yan kayaç karışımı yüksektir.
Sert linyit olan Soma linyitleri Miosen yaşlı olup, siyah ve parlak görünüme sahiptirler. % 18 nem, % 11-15 kül, % 0,5-3 kil içermektedir.
Kuruluş rezervlerinin % 47’sini açık işletme sistemiyle üretebileceğini saptamıştır. Soma bölgesinde 2, Eynez bölgesinde 1 adet yeraltı ocağı bulunmaktadır. Üretilen kömürün büyük bir kısmı (% 75) Soma’da bulunan Soma A ve Soma B ve İzmir termik santrallerinde kullanılmaktadır.
8.1.4. Seyitömer Linyitleri İşletmesi (SLİ)
1960’da Garp Linyitleri İşletmesine bağlı olan işletme 01.07.1990’dan itibaren çalışmasına Seyitömer Linyitleri İşletmesi müessesi olarak devam ettirmektedir.
İki kömür damarı bulunup, ortalama kalınlığı 156 m olan alt damar bitümlü şistlerle mavi-yeşil renkli killer arasında bulunur. Üst damar ise bitümlü şistler arasında olup 6 m kalınlığındadır. 206 milyon ton rezerve sahiptir. % 34 nem, % 19 kül, % 1 kükürt içermektedir.
Seyitömer’de toplam 600 MW gücündeki bir termik santral bulunmaktadır. Üretilen kömürün % 42’si buradaki termik santrallerde kullanılmaktadır. % 16’sı ev yakıtı, % 19’u ise sanayiye verilmiştir.
8.1.5. Marmara Linyitleri İşletmesi (MLİ)
Marmara Bölgesi’nin ev ve sanayi ihtiyacını karşılamak amacıyla 1979 yılında kurulan MLİ’nin miosen yaşlı Orhaneli, Keles (Bursa) ve oligosen yaşlı Saray (Tekirdağ) olmak üzere üç bölgesi vardır. Saray bölgesi Edinköy, Safalan ve Küçükkoyuncalı sektörlerinden oluşmaktadır. Bütün bölgelerinde açık işletme metodu ile üretim yapılmaktadır
Tüm projelerin tam kapasite ile devreye alınmasından sonra müessesenin yıllık üretim kapasitesi 4,32 milyon ton olacaktır. İşletme bünyesinde 10 adet eleme tesisi bulunmaktadır.
Toplam 20 milyon ton rezerve sahiptir. Saray bölgesinde üretim Edinköyde yapılmaktadır. Burada iki damar bulunup ortalama kalınlık 3,6 metredir. Saray linyiti yüksek oranda nem içermesine rağmen, Doğu Anadolu linyitine benzemekte, yani stokta bekletilince tozlaşmaktadır. Üretilen kömürün büyük bir bölümü 1991 yılında Orhaneli Termik Santralinin devreye girmesiyle buraya kaymıştır.
8.1.6. Çan Linyitleri İşletmesi (ÇLİ)
1990 tarihinde Marmara Linyit İşletmelerinden ayrılarak yeni bir müessese olarak kurulmuştur. 1990’da kuruluşun toplam rezervi 86 milyon tondur. Mat siyah renkli olan kömür, sert linyit sınıfına girer. Yüksek oranda kükürt içerir. Ortalama damar kalınlığı 16 metredir. % 15-25 nem, % 10-25 kül ve % 2-7 arasında kükürt içermektedir.
Üretim açık işletme yöntemiyle yapılmaktadır. Üretilen linyitin önemli bir bölümü Çan Lapseki Termik Santraline gönderilmektedir.
8.1.7. Alpagut-Dodurga Linyit İşletmesi (ADL)
İşletme Çorum ili Osmancık ilçesi sınırları içinde yer alır. Havzadaki linyit, siyah, parlak, kırılgan ve homojendir. Ortalama damar kalınlığı 10 metre olup, damar sayısı 3 adettir. İşletme rezervi 1990 yılında 30 milyon tondur.
İşletmede üretim açık ve yeraltı ocaklarından yapılmaktadır. Yeraltı işletmesi Alpagut deresi üzerindedir. Üretilen kömürün % 47’si yakacak olarak Çorum ve ilçelerinde kullanılmaktadır.
8.1.8. Doğu Linyitleri İşletmesi (DLİ)
1977 yılında tüzel bir kişilik kazanarak çalışmalarına başlayan işletmenin merkezi Erzurum’da olup, Aşkale, Oltu, Erciş ve Karlıova’da dört bölge müdürlüğü bulunmaktadır.
İşletmenin toplam rezervi 1995 yılı itibariyle 108 milyon ton civarındadır. Erzurum Aşkale linyitleri parlak ve uzun alevle yanar. Karlıova linyitleri yumuşak, killi ve kahverengi-siyah görünümündedir. Suyunu kaybedince siyahlaşır ve toz haline gelir. DLİ Müessesesinde toplam 140 ton/saat kapasiteli bir eleme tesisi bulunmaktadır.
Erzurum bölgesindeki yeraltı; Erciş’te açık ve yeraltı; Karlıova’da açık işletme yöntemi uygulanmaktadır. 1994’te Bingöl-Karlıova’da işletme bünyesinde termik santral devreye girmiştir.
8.1.9. Afşin-Elbistan Linyitleri İşletmesi (AEL)
Afşin ve Elbistan ilçeleri sınırları içinde yer alan pliosen yaşlı linyit havzasında toplam 3,4 milyar ton linyit tespit edilmiştir.
Aşin-Elbistan (A) projesi (Kışlaköy) havzanın ilk açık işletmesini oluşturmaktadır. Yaklaşık 539 milyon ton rezervi vardır. Kömür yumuşak sınıfa girer. Isıl değeri ortalama 1.170 Kcal/kg, % 17 kül, % 55 nem, % 1,46 kükürt içeriğine sahiptir. Linyit tabakasının kalınlığı 40 m civarında olup 80 metreye kadar ulaşan yerler de vardır.
Bu saha, 4×340 MW gücünde (Keban eşdeğeri) bir termik santrali beslemektedir.
8.1.10. Güneydoğu Anadolu Asfaltit ve Linyit İşletmesi (GAL)
Merkezi Mardin-Cizre olan işletmenin iki üretim bölgesi bulunmaktadır. Bunlar Şırnak ve Silopi. Toplam 85 milyon ton rezerve sahiptirler. Üretim açık işletme yöntemiyle yapılmaktadır.
Şırnak ve Silopi bölgelerindeki ocaklarda da üretim açık işletme yöntemiyle yapılmakta olup 1988 yılında 700 000 cevher üretimi sağlanmıştır.
8.1.11. Orta Anadolu Linyitleri İşletmesi (OAL)
Ankara’nın kuzeybatısında Ankara-Beypazarı-Nallıhan karayolu üzerinde kurulu olan oligosen ve pliosen yaşlı bu işletme Bolu-Göynük kömür sahalarını da içine almaktadır. Bölgede madencilik çalışmaları eski tarihlere kadar gitmektedir. 1936 yılından beri varlığı bilinmekte olan kömür oluşumları üzerinde MTA aynı yıllarda çalışmalara başlamıştır. Sondajlı aramalar sistemi bir şekilde 1974 yılında başlamış olup günümüze kadar 40.000 m’nin üzerinde sondaj yapılmıştır. Göynük bölgesinde açık işletme, Çayırhan bölgesinde yeraltı işletmesi olarak çalışılmaktadır.
Üretim 0-10o arasında değişen eğimlerde 2 damarda ayrı ayrı ayaklardan yapılmaktadır. Bu damarlardan tavan damar ortalama 1,5 m, taban damar ise 1,7 m civarındadır. İki damarı birbirinden ayıran 0,5-1,5 m arasında değişen kalınlıkta bir ara kesme vardır. Yeraltı çalışmaları esnasında yaklaşık 9-10 m kalınlıkta bir damara rastlanılması üzerine üçüncü bir damara yönelik sondajlı arama çalışmalarına yönelinmiş ve taban damarın yaklaşık 160 m altında 9-10 m kalınlıkta ve aynı ısıl değere sahip üçüncü bir linyit damarı bularak 85 milyon ton görünür rezervi olduğu bulunmuştur.
1989 yılı başı esas alındığında toplam rezerv 430 milyon tondur üretilen kömür; sert, parlak ve homojen yapıdadır. Bölgede kurulu 300 MW gücündeki termik santralin iki ünitesi faal olarak elektrik enerjisi üretmektedir.
8.1.12. Ilgın Linyitleri İşletmesi (ILİ)
Konya Linyitleri İşletmesi müessesine bağlı bir üretim bölgesi iken, KLİ’ye bağlı Ermenek bölgesinin 01.01.1990 tarihinden itibaren rödövans yoluyla işletmeye verilmesi, Beyşehir bölgesinde de TEK tarafından kurulması düşünülen termik santralden bugünün koşullarında vazgeçilmesinden dolayı işletme faaliyetlerinin sadece Ilgın’da devam etmesi sebebiyle TKİ Genel Müdürlüğü’ne bağlı Ilgın Linyit İşletmesi adıyla faaliyetlerine devam etmektedir. İşletme rezervi 1990 yılı itibariyle 102 milyon tondur.
Ilgın kömürünün rutubet miktarı yüksek, kükürt içeriği düşük olup, havada kuruduğu zaman ısıl değeri yükselmektedir. Kömür damarının kalınlığı 7,2 m kadardır.
Beyşehir linyiti ise toprağımsı kahverengi renkte olup ısıl değeri düşük buna karşın orijinal rutubet ve kül içeriği yüksektir. Kömür stokta tozlaşmaktadır. Kömür damarı konglomera ile marn arasında oluşmuş olup, kalınlığı 6,75 metredir. Üretim açık işletme yöntemiyle yapılmaktadır. Satışların % 6’sı ev yakıtı amaçlı olup, % 94’ü ise sanayiye yapılmıştır. İşletmede üretim açık işletme yöntemiyle yapılmakta olup bölgede 250 ton/saat kapasiteli 1 adet kriblaj tesisi bulunmaktadır.
8.2. Özel Sektör Tarafından İşletilen Linyitlerimiz
Ülkemizin her yanına dağılmış olan linyit yataklarımızın sadece ufak bir bölümü özel sektör tarafından işletilmektedir.
8.2.1. Gediz Sahaları
Gediz kömür bölgesi miosen yaşlı olup, Gediz kazasının hemen doğusunda, Ayçatı-Sazköy-Gökler arasında tersiyer formasyonları içeren dar bir koridordur. Kömür, genelde taban, tavan killeri arasında 2-5 m stomp veren faylarla ayrılmış iki damardan oluşmaktadır. Küçük kapasiteli özel sektör tarafından yeraltı işletmeciliği ile çalışan bölgenin toplam rezervi yaklaşık 15 milyon ton olarak hesaplanmıştır.
Kömür petrografik olarak sert ve kırılan bir yapıdadır. Yüksek ısıl değere sahip Gediz bölgesi kömürlerinin en önemli sorunu kükürt içeriğinin fazlalığıdır. Gazlı ve alevli kömür niteliği taşıyan kömürlerin rengi gri-kahverengimsi siyahtan, parlak siyaha kadar değişmektedir.
8.2.2. Ağaçlı-İstanbul Bölgesi
Oligosen yaşlı Ağaçlı Bölgesi İstanbul ili sınırları içinde ve kuzeybatısında Kemerburgaz-Akpınar-Yeniköy ve Ağaçlı köyleri arasında yer alır. Zaman zaman oldukça büyük bloklar halinde çıkan kömür tabakaları bir veya bazen birbirine yakın iki damar olarak görülmektedir. Bu iki kömür arasında çoğu zaman 0,80 m kadar bir ara kesme bulunabilmektedir.
Kömür tabakası kalınlığı 1,5-2 m , bazen 3 metreye kadar ulaşabilmekte ve yaklaşık 5o eğimle genelde kuzeye dalmaktadır. Kömürlerin kömürleşme derecesi oldukça düşüktür. İncelendiğinde ağaçsı yapılara sık sık rastlanmaktadır. Kömür tabakasının üzerinde 2-8 m arasında değişen kumlu-killi bir tabaka; onun altında 8-10 m kalınlıkta killi formasyonlar bulunmaktadır. Bu tabakaların, bazı ocaklarda 20 metreye kadar ulaştığı saptanmıştır. Bu bölgenin toplam rezervi bugün 15 milyon ton civarındadır. Yapılan kısa metrajlı sondajlarla yeni görünür rezervlerin bulunduğu yörede, yıllık gerçek üretimin 4 milyon tonun altına düşmeyeceği kuvvetle tahmin edilmektedir.
İstanbul’un kömür gereksiniminin % 90’ına yakın bir bölümünü karşılayan Ağaçlı-Yeniköy ocaklarının tümü açık işletme yöntemiyle işletilmektedir. Ayrıca 200 metrelik sahil şeridinde kömür rezervleri bulunmaktadır. İstanbul’a kömür naklinin hemen hemen tamamı karayolu ile gerçekleşmektedir.
8.2.3. Malkara-Keşan-Uzunköprü (Trakya) Bölgesi
Edirne ve Tekirdağ illeri sınırları içinde kalan bu linyit yatakları dağınık ve çok sayıda küçük kapasiteli ocaklar açılarak işletilmektedir. Devamlı üretim yapan ocaklara Harmanlı (Uzunköprü), Cabbarlar (Keşan), Hasköy yörelerinde rastlanmaktadır. Jeolojik olarak karasal fasiyesteki oligo-miosen içinde çok sayıda; fakat küçük rezervler halinde görünen ve işletilebilir kömürlü formasyonların genelde kalınlıkları 0,8-2 m arasında kalmakta ve bazen de ara kesmeli olarak görülmektedir.
Kömürlü formasyonların tavanında, tavan kilini takiben çoğunlukla 8-10 m kalınlıkta marn serileri, yer yer 6-8 m kumlu çakıllı formasyonlar bulunmaktadır. Örtü tabaasının ve kömür kalınlığına bağlı olarak çoğunlukla toplam 10-15 metreye kadar açık işletme, daha kalın örtü tabakasının olduğu yerlerde ise çok ilkel kapalı işletme yöntemleri ile üretim yapılmaktadır. Yapılan hesaplara göre bölgenin toplam 100 milyon ton civarında görünür rezerve sahip olduğu, ancak bunun oldukça geniş ve birbirinden ayrı alanlara yayıldığı anlaşılmıştır.
8.2.4. Mihalıçcık (Eskişehir) Bölgesi
Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi’ne ait 906 hektarlık bu sahada yapılan çalışmalarla 13,5 milyon ton rezerv tespit edilmiştir. İşletmede damar kalınlığı 2,24 m ve kömürün alt ısıl değeri 3.000 Kcal/kg’dir.
Üretimin tamamı yeraltı işletmesinden yapılmaktadır. Kömür kriblaj tesislerinden geçirilerek ev yakıtı olarak piyasaya verilmektedir.
8.2.5. Büyük Çeltek Kömür İşletmesi (Amasya)
1969 yılından beri madencilik faaliyetlerinde bulunan işletme Amasya-Suluova ilçe merkezinin 4 km kuzeyindedir. Üretilen kömürün büyük bir bölümü kireç ve toprak sanayiinde tüketilmektedir. Tuğla fabrikalarının bakımda olması nedeniyle kış aylarında toz kömürü stokları artmaktadır.
9. TÜRKİYE’NİN LİNYİT TÜKETİMİ
Türkiye’nin linyit üretim ve tüketimi incelendiğinde; her ikisinde de sürekli artış olduğu ve hemen hemen paralel geliştiği görülmektedir. 1973 petrol krizinden sonra elektrik açığını kısa bir sürede karşılamak üzere termik santrallere ağırlık verilerek, hızla kömür tüketilmeye başlanmıştır.
9.1. Termik Santrallerde Linyit Tüketimi
Tüketilen elektrik enerjisi miktarı bir ülkenin kalkınma seviyesinin göstergesi olarak kabul edilmektedir ve kalkınmakta olan ülkemizin elektrik enerjisi gereksinimi büyüktür.
Termik santrallerde elektrik üretimini, yakıtın yakılıp, sağlanan ısının, suyun buharlaştırılması için harcanması, ortaya çıkan buharın türbinin de jeneratörü döndürerek elektrik enerjisinin elde edilmesi biçiminde özetleyebiliriz.
Kömürün elektrik enerjisine dönüştürülmesinde en önemli sorun kuşkusuz net enerji veriminin düşük olmasıdır. Kömürün içeriğindeki enerji değerinin ne kadarının elektrik enerjisine dönüştüğünü gösteren bu değer termik santrallerde ortalama % 20-30 civarında olup, dünyada en ileri teknoloji ile çalışan termik santrallerde dahi bugün bu değer % 39’dur.
1993 yılı verilerine göre mevcut linyitin % 67,4’ü termik santrallerde tüketilmektedir.
Türkiye’de elektrik sektöründe kullanılabilir rezervler şöyledir:
LİNYİT …8 milyar ton
TAŞKÖMÜRÜ 1.4 milyar ton
ASFALTİT .82 milyar ton
TORYUM ….380.000 ton
URANYUM ……..9.000 ton
Elektrik enerjisinde kullanılabilir linyit potansiyeli 16.354 MW veya 105 milyar kWh/yıl karşılığıdır. Bu miktarın % 37’si işletmede, % 3’ü inşa halindedir. Geri kalan tüm linyit rezervleri (kullanılabilir potansiyelin % 59’u) 2020 yılına kadar değerlendirilecektir. .
9.2. Isınma Sektöründe Linyit Tüketimi
Genel olarak karasal iklimin egemen olduğu ülkemizde kıyı şeridinde yer alan bazı bölgeler hariç, tüm yurtta ısıtılma zorunluluğu mevcuttur.
Ülkemizde ısınma amaçlı kömüre olan talep, iklim şartları, tedarik imkanları ve fert başına düşen milli gelirle yakından ilgilidir. Alternatif fiyatlarının yüksek olması tüketimi arttırmaktadır.
1993 yılı verilerine göre ülkemiz linyitinin % 16,5’i ısınma sektöründe kullanılmaktadır. Bu da 7.800.000 tondur.
9.3. Sanayi Sektöründe Linyit Tüketimi
Sanayi sektöründe talep edilen linyitin kalitesinin yüksek olması nedeniyle, mevcut linyitlerimizle bu ihtiyacın karşılanması mümkün olmamaktadır.
En önemli linyit tüketicisi azot ve gübre sanayi, çimento fabrikaları ve şeker fabrikalarıdır. Bu üç kuruluş sanayide linyitin tüketiminin ortalama % 70’ini gerçekleştirmektedir. Makine Kimya Endüstrisi, Tekel Fabrikaları ve Devlet Demiryolları düşük paylara sahiptir. 1993 yılı verilerine göre mevcut linyitin % 15,7’si sanayi sektöründe kullanılmaktadır.
9.3.1. Çimento Sanayinde Linyit Tüketimi
Bir ton çimento üretmek için kullanılacak yakıt payı, çimento sanayinde toplam üretim maliyetinin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Böylece yakıtlar çimento üretmek için önemli bir maliyet unsuru oluşturmaktadır. Yapılan hesaplamalarda üretilen bir ton çimento başına düşen enerji masrafı fuel-oil yerine kömür kullanılınca ortalama % 50 düşmektedir.
Anayakıt olarak kömür benimsenmiştir.
9.3.2. Şeker Sanayinde Linyit Tüketimi
Bu sektörde linyit, pancardan şeker elde edilirken çeşitli işlemlerde gerekli olan buharın üretiminde kullanılmaktadır.
Ülkemizde 27 adet şeker fabrikası bulunmakta ve bu fabrikaların yanı sır, taş ve kok kömürü ile fuel-oil yakıt olarak kullanılmaktadır.
Şeker fabrikalarında kullanılan yakıtın % 75’ini linyit oluşturmaktadır.
9.3.3. Tuğla Fabrikalarında Linyit Tüketimi
Yapılan incelemelerde kapasitesi düşük birçok tuğla fabrikasının fuel-oil ile çalıştığı, kömür kullanılan fabrikaların ise genellikle civardaki ocaklardan kömür temin ettiği anlaşılmıştır. Kömür seçiminde nakliye kolaylığı ve ucuzluk büyük etkendir. Yıllık tüketim miktarları kapasiteye göre 5.000 ile 36.000 ton arasında değişmektedir. Tuğla sanayinin en çok şikayet ettiği konu, diğer sektörlerde olduğu gibi, kömürün rutubet içeriğinin ve yabanc madde oranının fazlalığıdır.
9.3.4. Kimyasal Hammadde Olarak Linyit Tüketimi
Yurdumuzda linyitlerin kimya sanayinde hammadde olarak tüketimi, kömüre dayalı amonyak üretimi 1961 yılında devreye alınan Kütahya Azot Fabrikası ile sınırlıdır.
Kütahya azot tesislerinde; amonyum sülfat, amonyum nitrat ve sıvı amonyak, teknik amonyum nitrat, seyreltik nitrik asit, derişik nitrik asit ile azot ve oksijen gazı üretilmektedir.
9.3.5. Kömürlerin Gübre Olarak Değerlendirilmesi
Kömür; karbon, hidrojen, azot, kükürt, potasyum ve fosfor gibi elementleri bünyesinde bulundurur. Bitkilerin büyümesi için gerekli olan besleyici elemanların en önemlilerinden biri de azottur. Kömür gübresi hem azot vermekte hem de azot kadar bitki için önemli olan karbonuyla bitkiyi beslemektedir.
TÜKETİCİLER BİN TON
1970 1975 1980 1985 1990 1993
Enerji Sektörü Elektrik Santrali 1.130 2.463 6.032 19.835 29.884 31.917
İç Tüketim 172 233 194
Briket Fabr. 77 13 20 31 35 14
Toplam 1.207 2.476 6.052 20.038 30.152 32.152
Sanayi Sektörü Gübre 762 787 582 379 509 135
Çimento 258 485 772 2.040 1.980 1.075
Şeker 303 539 548 503 1.425 1.180
Diğer Sanayi 737 982 1.583 2.576 4.556 5.025
Toplam 2.060 2.793 3.485 5.498 8.470 7.415
Ulaştırma 96 97 125 62 22 0
Konut 2.409 3.607 5.581 9.169 7.247 7.800
TOPLAM 5.772 8.973 15.243 34.767 45.891 47.340
Tablo 7: Büyük Tüketici Grupları İtibariyle Linyit Tüketimi
Kaynak: Türkiye 6. Enerji Kongresi, 1994, Enerji İstatistikleri
10. ÇEVRE SORUNLARI VE İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI
10.1. Arama Safhası:
Kömür madenciliğinin her aşaması çevre ile doğrudan ilişkilidir. Aramalardan başlayan ilişki, kömürün yakılması ile son bulmaktadır. Kömür arama faaliyetlerinin çevreye verdiği zararlar sınırlıdır. Buna rağmen özel önlem gerektiren alanlarda, olumsuz etkilerin ve doğabilecek zararların giderilmesi veya karşılanması için gerekli düzenlemeler mevcut kanun ve yönetmelikler çerçevesinde yapılmaktadır.
10.2. Açık Ocak Kömür İşletmeciliği:
Ülkemizde, kömür madenciliği faaliyetleri orman arazisi, hazine arazisi ve şahıs arazilerinde gerçekleştirilmektedir. Orman arazilerinde sadece irtifak (kullanım) hakkı çerçevesinde çalışma yapılmaktadır. Madenci bu arazilerin yeniden ağaçlandırılması için gerekli tüm masrafların bedelini faaliyete başlamadan önce orman idaresine ödemektedir. Bu nedenle orman sahalarının yeniden ağaçlandırılması orman idaresinin yükümlülüğündedir. Ancak orman idaresi bu tür sahalarda henüz kayda değer bir çalışma yapmamıştır.Diğer sahalarda gerçekleştirilen kömür madenciliği faaliyetleri nedeniyle bozulan sahaların iyileştirilmesi konusunda ise bazı önemli çalışmalar bulunmaktadır. Özellikle, İstanbul Kilyos-Karaburun arasında faaliyet gösteren firmaların (Kut Ormancılık Ltd. Şti. gibi) bölgede, yaklaşık 700 ha’lık bir ağaçlandırma çalışması bulunmaktadır. Ayrıca Aydın’da Aydın Linyit Ltd. Şti. işletme sahasında da yaklaşık 500ha alanın ağaçlandırma ve rekültivasyon çalışmalarının proje aşaması tamamlanmak üzeredir. TKİ Kurumu’nun da önemli uygulamaları bulunmaktadır. TKİ’nin l977 yılında başlayan çalışmaları sonucunda şimdiye kadar, Afşin-Elbistan Linyitleri (Kahramanmaraş), Garp Linyitleri (Kütahya), Seyitömer Linyitleri (Kütahya), Güney Ege Linyitleri (Muğla) ve Ege Linyitleri (Manisa) İşletmelerinde yaklaşık 600 ha’lık alan ağaçlandırılmıştır. Diğer işletmelerde de bu konuda, uygulama amacıyla araştırma ve hazırlık çalışmaları yapılmaktadır.
10.3. Yeraltı Kömür İşletmeciliği:
Yeraltı işletmeciliğinde yantaş, katı artık olarak çıkmaktadır. Bunlar genelde civardaki alanlara boşaltılmaktadır. Bu artıkların denize dolgu malzemesi olarak kullanılması, bu artığın oluşturduğu yığının üzerinin verimli toprakla örtülerek, tarım alanı haline dönüştürülmesi gibi az sayıda uygulamalar mevcuttur.
10.4. Kömür Yıkama Üniteleri (Cevher Zenginleştirme):
Kömür yıkama ünitelerinden ağırlıklı olarak, katı ve sıvı bazda atıklar çıkmaktadır. Önceki yıllarda tesis atıksularının atık barajlarında dinlendirildikten sonra, doğrudan alıcı ortama (akarsu, dere, deniz vb. gibi) verilmesi söz konusu iken, özellikle TKİ’nin l985 yılında, Tunçbilek, yıkama ünitesinde faaliyete geçirdiği Arıtma Ünitesiyle, proses suları askıdaki katı maddelerinden arındırılmıştır. Böylece arıtılan proses suları yıkama ünitesinde tekrardan kullanılmaya başlanmış ve alıcı ortama daha temiz su verilmiştir. Bunun yanısıra l993 yılı Aralık ayında işletmeye alınmış olan 3 milyon ton/yıl kapasiteli Tunçbilek-Ömerler lavvarında da arıtma tesisi yapılmış ve ileride yap-işlet-devret sistemine göre tesis edilecek lavvarlarda da benzer uygulamalara gidilmesi planlanmıştır.
10.5. Kömürün Yakılması:
Her ne kadar kömür üretilmesiyle doğrudan ilgili olmasa da, kömürün kullanılması sırasında ortaya çıkan çevre sorunları açısından, kömür üretimi her geçen gün kısıtlanmaktadır. Özellikle, kömürün yakılarak elektrik enerjisi elde edildiği termik santralların, olumsuz çevresel etkilerinin ortaya çıkmasıyla, kömür üretimi oldukça etkilenmiştir. Son yıllarda termik santralların olumsuz çevre etkilerinin azaltılması yönünde çalışmalara hız verilmiş ve bazı termik santrallarda hava kirletici özelliği fazla olan kükürtoksitleri SOx) gidermek amacıyla, Desülfirizasyon Üniteleri kurulmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Yine kömürün; sanayi ve konut ısıtılmasında kullanılmasıyla ortaya çıkan hava kirliliğinin tek sorumlusu olarak gösterildiği günümüzde, hava kirliliğinde en az kömür kadar etkili olan taşıtlardan kaynaklanan hava kirleticiler ve kaloriferlerde kullanılan yüksek kükürtlü fuel-oillerden kaynaklanan etkiler hep göz ardı edilmiş ve haksız yere kömür kullanımı engellenmektedir. Dolayısıyla bu durum kömür üretimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Her boyutta ve kalitedeki yerli kömürlerimizin çevre ve hava kirliliğine olan etkisini en aza indirmek amacıyla dünyadaki gelişmelere paralel olarak ülkemizde de sanayide (Tekstil, Boya vb.) ve toplu konut alanlarının ısıtılmasında Akışkan Yataklı Yakma Sistemleri tesis edilmektedir.
10.6.Linyitin Küresel Isınmadaki Rolü
Karbon, ağaç dokularında da depolanır. Kayalardan sonra karalardaki en büyük karbon deposu ormanlardır. Yaşayan ormanlar yeryüzündeki, geçmiş dönemlerde yaşamış ormanlar da yeraltındaki (kömür, petrol ve doğalgaz biçiminde) karbon depolarıdır. Dünyadaki doğal süreçlerin on milyonlarca yıldır depoladığı bu karbon stokları, yirminci yüzyıl boyunca insanlar tarafından çok hızlı bir biçimde atmosfere (karbondioksit olarak) geri verilmiştir. Hâlâ da veriliyor. Öte yandan atmosferdeki karbondioksit oranını düşürecek ormanlar da hızlı yok ediliyor. Fosil yakıtların tüketimi ve ormansızlaşma yüzünden her yıl atmosfere yaklaşık 7 milyar ton karbondioksit salınıyor.
11. LİNYİTİN GELECEĞİ HAKKINDA ÖNERİLER
• Doğalgaz ağırlıklı enerji politikalarından vazgeçilmeli, linyite dayalı termik santral projeleri süratle devreye alınmalıdır. Ekonomik olarak işletilebilecek ve termik santrallerde elektrik üretimine yönelik değerlendirilebilecek büyük miktarda rezerv mevcuttur. Bu rezervin kullanımına yönelik çalışmalar zaman geçirilmeden yürürlüğe sokulmalıdır.
• Kömür aramalarına yeniden başlanılmalıdır. Türkiye’de toplam kömür rezervinin %88,5′ini oluşturan linyit kömürü rezervinin yaklaşık %85′i görünür rezerv kategorisindedir. 1990 yılma kadar l.484.000 m sondajlı arama yapılmış olmasına rağmen, 1990 yılından günümüze kadar ancak 145.000 m sondajlı arama gerçekleştirilmiştir. Bu da son on yılda aramalara ne kadar az önem verildiğinin göstergesidir. Kömür rezervi arama ve geliştirme çalışmalarına yeniden hız verilmelidir.
• Elbistan Linyit Havzası termik santral amaçlı değerlendirilmelidir. Türkiye linyit rezervlerinin yaklaşık %40′ını oluşturan Elbistan Linyit Havzası’nda, halen işletilmekte olan Elbistan açık işletmesi rezervlerinin dışında, ekonomik olarak üretilebilecek 3 milyar tona yakın linyit bulunmakta olup, bu rakam toplam 7.000 MW gücünde termik santrallere karşılık gelmektedir.
• Temiz kömür teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
• Özel sektörün, ellerinde bulunan linyit sahalarım termik santral amaçlı değerlendirmeleri özendirilmelidir. Bu durum özel sektör madenciliğine ivme kazandıracaktır.
• Isı değeri düşük, kül, nem ve kükürt değerleri yüksek olan kömürlerimizin iyileştirilerek çevreye daha az zarar vermesinin sağlanması ve ithal kömürlerle rekabet koşullarının oluşturulması amaçlarıyla temiz kömür teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
• Kömür ithalatı sınırlandırılmalı, petrolün atık maddesi olan ve kanserojen madde içeren petrokok’un ithalatı yasaklanmalıdır.
• Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ihtiyacı olan yatırımlar yapılmalı, taşkömürü üretimi artırılmalıdır.
12. SONUÇ
Türkiye bir kömür ülkesidir ve düşük kalorili olmakla beraber elektrik üretimi amacıyla kullanılabilecek çok önemli bir kömür potansiyeli mevcuttur. Yine, yıllardır ihmal edilen aramalar ile yeni kömür yataklarının bulunup geliştirilmesi olasılığı son derece yüksektir. Ülkemizde doğal gaz ise yok denecek kadar az bulunmaktadır. Ancak, kömür yatakları atıl bekletilirken elektrik üretiminde doğalgaza ağırlık verilmesi ülkemiz sanayi sektörlerinin gelişmesi bakımından akılcı bir yaklaşım değildir. Ancak, Türkiye’de yapılan enerji planlamalarında bilimsellik ya da rasyonelliğin olduğunu söylemek mümkün değildir. 1980′lerden itibaren esmeye başlayan küreselleşme - liberalleşme söylemlerine kendisini kaptıran enerji yönetimi küresel piyasalara tamamen teslim olmuş ve yerli kaynakları bir kenara itmiştir. Yerli kömür yatakları atıl bekletilirken elektrik üretiminde, ülkemizde yok denecek kadar az olan doğalgaza ağırlık verilmiştir.
Enerjide liberal politikaların sonucu, yerli kaynaklarımızın kullanıldığı santrallerdeki elektrik üretiminden vazgeçilmesi olmuştur. Enerjide liberalleşme, hidrolik santrallerin yanında yerli kömürlerimizle çalışan termik santrallerin de üretim seviyelerinin her geçen yıl çarpıcı bir şekilde düşürülmesine neden olmuştur. Bu durumun nedeni; 2002 yılı başı itibariyle 28.000 MW olan toplam elektrik enerjisi kurulu gücünün, tamamı doğal gaz santralı olmak üzere 5.000 MW ilavesiyle 33.000 MW’a çıkarılması, ancak, kurulan bu güce bugün ihtiyaç olmaması, üstüne üstlük yurtdışından doğal gaz alımı ile ilgili “al ya da öde” şeklinde adlandırılan anlaşmaların da yapılarak ülkeye hesapsız, plansız doğal gaz girişinin önünün açılmış olmasıdır. Bu durum, 2002 yılında olduğu gibi bu yıl için de yerli linyitlerimizin kullanıldığı termik santrallerdeki elektrik üretiminden vazgeçilmesi sonucunu doğurmuştur. “Al ya da öde” şeklinde yapılan ve ülke ihtiyacının çok üzerinde miktarlarla bağıtlanan doğal gaz anlaşmaları sonucu su kaynaklarımıza dayalı hidrolik santrallerin yanında yerli kömürlerimizle çalışan termik santrallerin mevcut kurulu kapasiteleri de atıl bırakılmıştır.
Uluslararası tahkim anlaşmaları gereğince, doğalgaza dayalı santrallerin yakıtının devlet tarafından verilmediği durumda, yakıt verilmiş ve elektrik üretilmiş gibi bedelinin yine devlet tarafından ödenmesi ya da yakıtı verilen santralin ürettiğinin devlet tarafından satın alınma zorunluluğu, ülkemizin sanayileşmesi önünde açık bir engel oluşturmaktadır. Bu durum, doğal gazın elektrik enerjisi üretimindeki payının %60’lara yükselmesi, dolayısıyla Türkiye’nin enerji arz güvenliğinden tamamen vazgeçmesi anlamına gelmektedir.
13. KAYNAKÇA
1.TÜMERTEKİN, E., ÖZGÜÇ, N., 1997, genel ekonomik coğrafya, çantay kitabevi, istanbul
2.Beş Yıllık Kalkınma Planı, Enerji Hammaddeleri Alt Komisyonu Raporu
3.21.Yüzyıla Girerken Türkiye’nin Enerji Stratejilerinin Değerlendirilmesi,TÜSİAD Yayını,1998
4.KÖMÜR TEKNOLOJİSİ VE KULLANIMI SEMİNERİ, Ekim/l99l / İSTANBUL
5.Geçmiş yılların seminer ödevleri.
6. Gezegenimiz Dünya dergisi, oxsford yayınları